Zemin
Web Design
bbh-ediyor1
bbh-ediyor2

İlaç içmeden önce bu yazıyı okuyun! İlaç sektörü yeni hastalıklarmı yaratıyor? Dünya değişiyor… Hava, su, ormanlar, evler, meslekler, otomobiller, telefonlar, yediklerimiz, içtiklerimiz, giydiklerimiz, ilaçlarımız, doktorlarımız, hastanelerimiz… Dünyadaki değişimin sağlıkta olumsuz yaşandığına birçok eleştiri ve tepki var. Ancak bu kez büyük bir tepki ve cesurca bir çıkış tıbbın bizzat içinden, Şubat ayında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden emekli olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Küçükusta’dan geliyor… Prof. Dr. Küçükusta, silah ve uyuşturucudan sonra dünyanın en kârlı sektörü olduğuna inanılan ilaç sektörünü, hastaneleri ve doktorları Hayykitap’tan çıkan akıcı ve anlaşılır bir dille kaleme aldığı 'Biri Bizi Hasta Ediyor' kitabıyla eleştiriyor…

Şeytanın aklına dahi gelmeyecek ilaç pazarlama taktikleri, yapılan gizli reklamlar, icat edilen yeni hastalıklarla kârlılığın gitgide yüksek tutulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Küçükusta meslektaşlarına da aynayı çeviriyor. Doktorların yataktan diş macununa, çocuk bezinden kadın bağına çeşitli ürünlerin reklamlarında boy göstermelerini yanlış bulan Prof. Dr. Küçükusta bunların Türkiye’ye ait olmadığına dünyadaki sağlık sektörünün yansıması olduğuna dikkat çekiyor. Daha önce internet ve gazetelerde yazdığı yazılarını topladığı kitabıyla ilgili görüştüğümüz Prof. Dr. Küçükusta sonuçta kayba uğrayanın vatandaş olduğunu belirtiyor.

KAYNANANIN KONGREDE İŞİ NE?# Emekliliğin tadını çıkaracakken, böyle bir kitapla karşımıza çıktınız. Meslektaşlarınız tepki gösterdi mi?Hem olumlu hem de olumsuz tepkiler alıyorum. Özellikle hekim-ilaç endüstrisi ilişkisi tüm dünyada çok ciddi problem. Sadece Türkiye’ye özgü değil. Dünya genelinde ilaç firmalarının politikalarından kaynaklanıyor. Kongreler, promosyonlar, ilaç reklamı…

# Hangi yaklaşımdan rahatsızsınız?İlaç firmalarının doktorları bedavacı olarak görmelerinden rahatsızım. İlacın reklamı doktora bile yapılmamalı. İlaç firmaları ise bırakın doktoru, halka da gazoz gibi, çiklet gibi reklamının yapılması peşindeler.# Tıp kongrelerine bazı doktorların ilaç firması sponsorluğunda katılması ilişki dengesini bozuyor mu?Kesinlikle. Kongrelerin bir anlamı kalmadı; internette, bütün bilimsel çalışmaları takip edebiliyoruz. Oysa dünya kongrelerine İngilizce adını söyleyemeyecek Araplar, İtalyanlar, İspanyollar bile geliyor. Ne konuşuluyor da ne dinliyor, belirsiz?

# Kongrelerin fiyatları aşağıya çekilebilir mi?

Bir tıp kongresine katılımının maliyeti bin ila bin 500 YTL arasında. Kongreler özel olarak çok pahalı hale getirildi. Kayıt ücretleri yüksek, birçok kongre de Antalya’nın lüks plaj otellerinde düzenleniyor. Kongrelere eşleri, sevgilileri, çocukları ve hatta kaynanası ile biraz da tatil yapmaya gidenlerin sayılarının artması, bilimsel özelliklerinden ziyade ‘turistik toplantılar’ haline geldiğini anlatıyor.

# Gereksiz yere ilaç yazılmasını da eleştiriyorsunuz

İlacı yazarken eşdeğeri varsa, orijinalini yazmam. Yarayıp yaramadığına bakarım, ikinci adım fiyatıdır. Astım uzmanıyım. Alanımda yaşanan basit bir gerçek var: Astım tedavisi görenlerin çoğu hasta değil. Nefesim daralıyor diyen, panik atak, sinir hastası vs. olan bir kişiye astım teşhisi konuluyor. Astım hastalarının yüzde 10’u sürekli ilaç kullanmayı gerektirir. Oysa gerekmediği halde kortizon ilaçları, pahalı nefes açıcılar herkese kullandırılıyor.

# Bu kitapla bir çağrı mı yapıyorsunuz?

Kitap, meslektaşlarıma da bir çağrı. Bu, global ilaç endüstrisinin sorunu, Türkiye’nin halledilebileceği bir sorun değil. Verilen bir fincan kahvenin, bir kalemin bile rüşvet olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tüm bu pazarlama taktiklerine harcanan para ilacın üzerine konuluyor ve pahalı satılmasına sebep oluyor.

Bu hastalıklar tartışılıyor

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta kitabında, ilaç sektörünün de ‘desteğiyle’ yeni hastalıklar ortaya çıktığını söylüyor. İşte birkaçı:

KOLESTEROL: Yüksek kolesterol tek başına bir hastalık değil, gelecekte kalp hastalığı veya inme ihtimallerini artırabilecek birçok risk faktöründen sadece biri. Anlamlı bir kanıt olmadan herkese ilaç yazılıyor.

OSTEOPOROZ: Hastalık değil, yaşlanmanın getirdiği doğal bir süreçtir. Bir ölçüm yapılıyor, herkese bir ilaç dağıtılıyor.

REFLÜ: Yattığı zaman reflü yaşamayan kişi yoktur. Pat diye herkese reflüye iyi gelen ilaç verilmemesi lazım.Gereksiz yere röntgen ve tomografi çektirmeyin# Röntgen ve tomografi, insan vücuduna zararlı. Yüzde 90’ına hastayı muayene ederek ve dinleyerek teşhis koyabilirsiniz. Yüzde 10 hastada tahlil ve film ihtiyacı duyarsınız. Her öksürüyorum, başım ağrıyor diyene tomografi çektirilmez.# Bilgisayarlı tomografi sırasında hastanın aldığı ışın dozu bir akciğer röntgeninin 500, mamografi filminin 100 misli daha fazla.# Tek bir tüm vücut tomografisi sırasında maruz kalınan radyasyon, kanser riskini yüzde 1 oranında artırmaktadır.# 45 yaşından başlayarak 30 yıl tomografi çektiren her 50 hastanın birinde tümör oluşuyor.# Tomografi çekimi sırasında alınan radyasyon 13 miligray olup bu miktar Hiroşima’da atom bombasının atıldığı yerin 1.5 mil uzağında bulunan insanların aldığı radyasyona eşittir.
(Türkan Yılmazer)

DOGRU BILDIGIMIZ YANLISLAR

Rahatlama amacıyla yaptığınız bazı vücut hareketleri kalıcı ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Örneğin boynunuzu kütletirken felç olabilirsiniz... İşte "çok kötü hareketler" dediğimiz vücut hareketleri...

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoğun iş stresiyle birlikte masa başı işlerin, insanları rahatlamak için çeşitli vücut hareketleri yapmaya yönlendirdiğini söyledi.

Parmak ve boyun çıtlatma gibi hareketlerin psikolojik bir rahatlamaya neden olduğunu belirten Prof. Dr. Havıtçıoğlu, bu hareketlerin ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirebileceğine dikkati çekti.

Sürtünmeli eklem yerlerinin vücutta en çok çıtlatılan bölgeler olduğunu, iki kemiğin birleştiği yerde bulunan bağlantı kapsülünü yağlayan sıvının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Havıtçıoğlu, parmakların gerilmesi esnasında kapsülün de gerildiğini, bunun içindeki sıvının basıncının azalarak gaz kabarcıklarının patladığını, çıtırdama sesinin ise bu yüzden oluştuğunu söyledi. Bu tür haraketlerin felce kadar götürebilecek ciddi rahatsızlıklara neden olabileceğini söyleyen Havıtçıoğlu, özellikle boynu aniden sağa sola çevirip kütletmenin omurilik yaralanmalarına, felce neden olabileceğini ifade etti, HMD

 

Yıllara meydan okumanın yolları.

Prof. Dr. Mehmet Öz, çok satan SİZ serisinin yeni kitabı Genç Kalın'da yıllara meydan okumanın yollarını anlattı. Genç kalmanın başlıca sırrının insanlarla yardımlaşmak olduğunu belirten Öz, ekledi: Stresten korunmak için bol bol spor yapın ve şarkı söyleyin. Bunlar, içinizin huzurla dolmasını sağlar.....

Her insan uzun ve sağlıklı bir ömür sürmenin hayalini kuruyor. Dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun yaşamanın başlıca sırrının başkalarına yardım etmek olduğunu söylüyor. İşte Öz'den yıllara meydana okumanızı sağlayacak tüyolar...

Yaşlanmaya karşı koymanın temel yöntemi nedir?

Başkalarına yardım etmektir. İnsanlar başkalarına yardım etmek için para ve zaman harcıyor. Aslında başkalarına yardım ederken, kendinize de yardım ediyorsunuz. Başkasına yardım etmek, stresle savaşmanın da bir yolu.

STRES DÜZENİNİZİ BOZAR

Stres, erken yaşlanmanın tetikleyicisi midir?

Günümüzdeki stres ile geçmişteki stresin en büyük farkı; mağara adamlarının e-postaya sahip olmamalarıydı. Bu yüzden onların stresleri geçiciydi. Stres, yaklaşmakta olan bir tehlike ile başa çıkabilmeniz için biyolojik sistemleri yükseltir. Fakat aşırı stres; kalp krizi, kanser ve sakat bırakan kazalar gibi nihai stres sonlandırıcıları için zemin hazırlar. Ayrıca uyku düzenini bozar. Bu da alkol, yemek ya da televizyon programlarına sağlıksız bir bağımlılık yaratabilir.

Siz kendinizi stresten nasıl uzak tutuyorsunuz?

Ben içimde hiçbir şey tutamam. Her şeyi etrafımdaki insanlara açık açık anlatırım. Çünkü beni rahatsız eden şey ne ise; anlatırsam bunun tekrarı olmaz. Eğer haksızsam ve bu bana anlatılırsa en azından kızmam. Ayrıca çok spor yapıyorum. Spor yaptıktan sonra hem kendimi çok yorgun hissediyorum, hem de içimdeki tüm telaşlar yok oluyor. Egzersizleri yavaş yavaş yapıyorum. Genç gözükmek için adalelerin biraz büyük kalması lazım. Bunun için de adaleleri yormak şart.

İYİ HİSSETTİRİYOR

Şarkı söylemenin insanı rahatlatıcı bir etkisi var. Nereden kaynaklanıyor bu etki?

Şarkı söylemek hem zihinsel, hem de fiziksel açıdan çok sağlıklıdır. Yapılan araştırmalara göre; şarkı söyleyerek bağışıklık sistemi yükseltilebilir ve böylece kişinin yapacağı doktor ziyaretleri azalır. Bunun nedeni şarkı söylerken vücuda endorfin ve iyi hissetme hormonu 'dopamin' salgılanmasıdır.

(Günaydın )

Kitapla ilgili diğer bilgiler.

 

[Home] [Cesitli Gorusler] [Aciktiran Yiyecekler] [Aspirinin Faydalari] [Bel Agrisi] [Beynin 11 Ilaci] [Bogurtlen] [Cay ve Ot Cesitleri] [Derdin Devasi] [Diger Cesitler] [Dut Yemek Lazim] [Enginar] [Genc Kalmanin Sirlari] [Gunluk Yenmesi Gereken 8 Yiyecek] [Hangi Cay Neye Iyi Gelir] [Hangi Hasta Nasil Oksurur] [Harmut] [Istah Azaltan 10 Bitki] [Kalbinizin Dostu Gidalar] [Kansere Yol Acan Yiyecekler] [Kendini Yorgun Hissedenler] [Maden Suyu] [Meyveler] [Meyve Sebze ve Organlarin Benzerligi] [Mucize Soya Fasulyesi] [Mutlu Eden Besinler] [Nelere Dikkat Etmeli] [Omru Uzatmanin Sirri] [Sahtesi Gercegi Bal] [Sebzeler] [Super 14 Yiyecek] [Suyun Mucizesi] [Tok Tutan Yiyecekler] [Turp Gibi Saglam Vucut] [Tuz] [Zehirli Gidalar] [Zencefil] [Zeytin ve Yaglar] [Bize Ulasin]
anime